İlginizi Çekebilir!

Bir başkadır benim memleketim

Bir başkadır benim memleketim

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Ayten Alpman’ın hâlâ dillerden düşmeyen bir şarkısı var. Hiç eskimedi.

Havasına suyuna taşına toprağına                                                                                                                              Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim… diye başlar ve insanı alır götürür. Son bir ay içerisinde, en doğudan
en batıya o kadar çok yer gezdim ve hayran kaldım ki, bir kez daha, bir başkadır benim memleketim demekten kendimi alamadım…
Gezmeyi seven ve çok yer gezdiğimi sanan biriydim. Ama Mardin Dara ve Bergama, beni şok etti. Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Mardin, Lüleburgaz, Bergama… Kimilerine defalarca gittim ve her defasında yeni yerler keşfettim. Bergama gibi, kimilerine de bugüne kadar gitmemenin utancını yaşadım. Bergama, her yönüyle müthişti. Ne kadar anlatsanız da, gidip görmeden, orayı anlamanız mümkün değil. Belediye Başkanı Mehmet Gönenç’in kaleminden biraz olsun tanır gibi olursunuz ama bu müthiş birikim bile gördüklerimi tarif etmeye yetmez. Bu yüzden, ne yapın edin, bu yaz hatta güzel hafta sonlarından birinde rotanızı Bergama’ya çevirin. Orada sadece muhteşem bir tarih değil çok şey bulacaksınız!..

Batı medeniyetleri

İki arada, bir derede de olsa, Doğu’da Doğu medeniyetlerinin en güzel örneklerini, Batı’da da Batı medeniyetlerinin en çarpıcı örneklerini gezme fırsatı bulduk. Bir seyahate çıktığınızda, gidiş amacınız ne olursa olsun, yöresel tatları ve tarihi eserleri asla ihmal etmeyin.
Birbirinden lezzetli tatlar, o kentlere bakış açınızı değiştirecek ve bu topraklarda yaşıyor olmaktan gurur duyacaksınız…
Lüleburgaz, Mimar Sinan’ın en fazla eserinin bulunduğu bir kentimiz. Eserlerden pek çoğu zarar görse de, hâlâ yaşamın bir parçası olanlar, onun farkını ortaya koyuyor. Sinan, sadece dev eserler değil,
kentlerin yaşamı için olmazsa olmazların başında gelen külliye, kapalı çarşı, köprü, hamam gibi
irili ufaklı binlerce eser bırakmış. Nadide örneklerin önemli bir bölümü de Lüleburgaz’da.
Lüleburgaz’da da, tıpkı Bergama’da olduğu gibi et ve süt ürünlerinin envai çeşidini ve damak
çatlatanlarını tatmanız mümkün. Tarihi ihtişamını görmeden, araştırmadan, hele hele bir defada yeterince anlayamayacağınız bu kentlerimizi ve özellikle de Dara ve Bergama’yı, ölmeden önce hatta
ilk görülecekler listesine almanız, eminim ki, tarihe bakış açınızı değiştirecektir!..

 

Tarihe yolculuk

Mardin’in her köşesi tarih kokuyor. Her yerini, hakkını vererek gezmeye kalksanız, haftalar sürer.
Bu gidişimde kısıtlı zaman aralığında hiç durmaksızın Midyat ve Nusaybin’i gezdim.  Artuklu diyarı olarak bilinen bu kentimizde, onların devamı olan Süryanilerden ve orada hüküm süren diğer medeniyetlerden çok önemli eserler var. Beni en çok etkiyen, dünyanın en eski üniversitesi olduğu iddia edilen Mor Yakup Manastırı’nın bahçesindeki Nisibis Akademisi oldu.
Mor Yakup Kilisesi ve Zeynel Abidin Camii ile iç içe, farklı dinlere mensup olsalar, farklı dilleri konuşuyor olsalar da, ortak bir kimliği, ortak bir tarihi ve ortak bir kültürlü paylaşıyorlar…
Midyat yakınlarındaki Dara Antik Kenti ve Mor Gabriel Manastırı ise dönemin en görkemli eserleri.
Şanlıurfa’daki Balıklıgöl çevresindeki kentsel düzenleme çalışmaları henüz tamamlanmamış ama mozaik
müzesi açılmış ve mutlaka görmeye değer. Gaziantep, her zaman muhteşemdi yeni müzeler
açılmış. Eski adliye binasında açılan müzeye özellikle çocuklarla gitmekte yarar var.
Onlarca farklı atölye bulunuyor. Öğreniyor, üretiyor ve satıyorlar. Camlı mozaik denemeleri göz alıcı olduğu kadar yaratıcıydı… Kahramanmaraş’ın en dikkat çekici yanı ise tarihi kapalı çarşısı, yemekleri ve tabii ki dondurması. Marka olanlardan çok, yerel olanları tercih ederseniz aklınız orada kalabilir…

 

Yorumlar (0)